VATANDAŞ BORÇTA BOĞULDU: BANKALARA BORÇ 5,7 TRİLYON TL

Saadet Partisi Genel İdare Kurulu Üyesi Ramazan Düzen, vatandaşların bankalara olan borcunun tarihi zirveye ulaştığını açıkladı. BDDK verilerine göre tüketici kredileri ve bireysel kredi kartı borçları 5 trilyon 693 milyar TL seviyesine çıktı. Düzen, tabloyu “ekonomik büyüme değil, borç sarmalı” olarak değerlendirdi.

02 Şub 2026 - 13:43 YAYINLANMA
1056 GÖSTERİM
VATANDAŞ BORÇTA BOĞULDU: BANKALARA BORÇ 5,7 TRİLYON TL

Saadet Partisi Genel İdare Kurulu Üyesi Ramazan Düzen, Türkiye’de vatandaşların bankalara olan borç yükünün tarihi seviyelere ulaştığını belirterek, mevcut ekonomi politikalarına sert eleştiriler yöneltti.

BDDK Haftalık Bankacılık Sektörü Verileri’ne göre, 23 Ocak 2026 itibarıyla vatandaşların bankalara olan tüketici kredileri ve bireysel kredi kartı borçları toplamı 5 trilyon 693 milyar 507 milyon liraya ulaştı. Bu tutar, güncel kurla yaklaşık 131 milyar dolara karşılık geliyor.

Ramazan Düzen, borç artışının boyutuna dikkat çekerek, “2002 yılı sonunda vatandaşın toplam borcu 6 milyar 605 milyon liraydı. Bugün TL bazında 862 kat, dolar bazında ise 30 kat artış söz konusu” dedi.

Bu artışın refah göstergesi olarak sunulamayacağını vurgulayan Düzen, “Borçlanma artık tercih değil, zorunluluk haline geldi. Vatandaş krediyle yatırım yapmıyor, krediyle hayatta kalmaya çalışıyor” ifadelerini kullandı. Kredi kartlarının temel ihtiyaçları karşılamanın tek yolu haline geldiğini belirtti.

Ekonomik büyüme söylemlerinin gerçeği yansıtmadığını savunan Düzen, “Büyüme varsa vatandaşın cebinde değil, bankaların faiz gelirlerinde vardır. Üretmeden tüketen, kazanmadan borçlanan bir toplum oluşturulmuştur” değerlendirmesinde bulundu.

Konut ve taşıt kredilerindeki artışın da sağlıklı bir gelişme olmadığını ifade eden Düzen, “Yüksek enflasyon ve düşük alım gücü nedeniyle vatandaş geleceğini ipotek altına almaktadır. Bugün çekilen her kredi, yarının yoksulluğudur” dedi.

Açıklamasının sonunda iktidara çağrıda bulunan Ramazan Düzen, “Türkiye’nin ihtiyacı borçla dönen bir ekonomi değil; üretimi, istihdamı ve adil gelir dağılımını esas alan bir anlayıştır. Aksi halde bu tablo sosyal bir çöküşe dönüşecektir” ifadeleriyle uyarıda bulundu.

 

Kaynak :
Haber Merkezi

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: