TEKE'DEN ANTALYA'YA SELAMLAR
Var olan her şeyin bir öyküsü vardır.
Doğanın, havanın, bitkilerin. Hele hele yaşanmışlıklar var ise de, şehirlerin, köylerin öyküsü bitmez. Antalya da böyle öyküleri bol olan şehirlerden birisidir.
Hatta Mustafa Kemal Atatürk'e bile, bu günkü Muratpaşa ilçesi sınırlarındaki falezlerin üstünde (Lara yolu üzeri) yer alan, o günler adı Rumkuş iken, semtin adını ERENKUŞ olarak değiştirdiği sahilden denizi ve karlı Beydağlarını seyrederken, hayranlıkla “Hiç şüphesiz ki Antalya dünyanın en güzel yeridir” dedirtecektir.
Antalya'nın antik çağdaki adı Pamphylia'dır.
Yöre, Doğu Roma/ Bizanslıların hâkimiyeti altında iken, 1207'de Selçuklular tarafından, Türk topraklarına katılmıştır.
Büyük Selçuklu ve Anadolu Selçukluları döneminden sonra, Anadolu Beylikleri devrinde, Türkmenlerin (Türklere, "Türkmen" adını, Persler kullanmıştır) Teke Aşiretinin bir kolu olan Hamitoğulları’nın egemenliğine girmiştir
.
Teke Türkmenleri, Türklerin eski yurdu bugünkü Türkmenistan'da da en büyük boylarından birisidir.
Türklerin Teke Boyu, 11. yüzyılda Torosların bu bölgesine gelmiş ve yerleşmiştir. Bugün de, Antalya'nın kuzeyi, Isparta ve Burdur'un bir kısmı olan Göller Bölgesinin, diğer adı da Teke yöresidir.
Osmanlılar zamanında, idari bakımdan Konya’ya bağlı olan Teke Sancağı, Osmanlı imparatorluğunun son yıllarında bağımsız sancak haline getirilir ve merkezi de, şimdiki Antalya şehridir.
İlin şimdiki adı ise, antik çağdaki adının biraz değişmiş şeklidir. Cumhuriyet döneminde ANTALYA denilmiştir.
MÖ ll. Yüzyılda Bergama karalı ll. Attalos tarafından kurulan şehir, adını kurucusu "Attaleia"dan almıştır. Zamanla ismi Adalia, Antalia ve son olarak da Cumhuriyet döneminde, Antalya olmuştur.
Göçebe Türkler, Antalya ve çevresine, ilk geldiklerinde yerleşik düzene hemen uymuşlar; köy, kasaba ve şehirler kurmuşlardır.
Nüfusun bir kesimi ise konar göçer hayatı sürdürmüştür. Yarı yerleşik bu hayat tarzına göre, akraba en az 15–20 aile, bazen de yüzlerle ifade edilen sayıdaki aileler; kıl çadırlarda yaşayıp; yazın dağlara, YAYLAK denilen yaylalara çıkar, kışın ise KIŞLAK denen sıcak ovalara inerlerdi.
Bugün aktif olarak yaşanmasa da, yerleşim olarak bu yerin adını duyunca hemen anımsarız.
"Yukarı Karaman" yaylak, "Aşağı Karaman" kışlak, "Çikinoba" (Güzeloba) sehil, (Lara) kışlak, Çikinoba yayla, (Antalya-Korkuteli-Söğüt yolu üzeri) yaylak, "Çığlık", "Göçeriler" gibi.
Göçer Türklerin geleneksel aile yapıları "Bey" etrafında şekillenir. Ailenin, sülalenin, boyun en yaşlısı, güngörmüşü Boyun Beyi olur. Beyin etrafında, ailenin güvenlik, avcılık, temizlik, her türlü yiyecek, içecek sağlayıcı adamları olur. Erkekler Bey'in yanında beye, Kadınlar da Hatun'un yanında hatuna günlük işlerinde yardım ederler ve toplu yaşamanın düzenini sağlarlar.
Beyin sürülerini ise, Beyin Çobanları güderler.
Bey ve boyu yaylak ve kışlaklarına at, deve ve eşek sırtına yükledikleri yükleri ile bir kaç günde giderken, çobanları ise koyun, keçi ve sığırlarını güde güde, su başlarında konaklaya konaklaya on, on beş günde kona, göçe giderler.
Zamanla, gerek beyin yanındakilerin gerekse de çobanların yerleşik tarım yaşamına geçenlerine ise, MANAV denilmektedir.
Zaman ile değişse de, bu yaşam tarzı 1980'lere kadar sürmüştür. 1980'lerden sonra ise, tarım ve hayvancılığın artan nüfusun gereksinimlerini karşılamadığı, Devleti'nde yeni ekonomik düzene ucuz işgücü transferi sağlamak maksadı ile teşvik ettiği gecekondu mahalleleri ve yaşam ile Antalya ve yöresinin yaşam tarzı da değişmiştir.
Ülkenin dört bir yanından gelen göçler ile de, bu kez geleneksel Antalya ve yaşam tarzı unutulmuştur.
Hele hele 1990'lar ile başlayan turizm ile, şehrin ve bölgenin doğası, denizi ve ovaları uluslararası sermayeye açılmıştır.
Belli bölgelerde tarım, çok az da olsa kırsal da hayvancılık yapılsa da, artık Antalyalı için Antalya, bütün güzelliklerinin yanında, HİZMET SEKTÖRÜNE ucuz iş gücü sağlayan bir şehir olup çıkmıştır. Ali Kocatepe’nin 1974 yılında Antalya Film Festivali için bestelediği “Antalya’ya Koş” şarkısı ise, eski Antalya ve eski ALTIN PORTAKAL FİLM FESTİVALLERİ gibi nostalji olup çıkmıştır.