ANTALYA’NIN 2050 ROTASI ÇİZİLDİ

Antalya’nın iklim değişikliğine karşı daha dirençli, su kaynaklarını koruyan ve düşük karbonlu bir kent hâline gelmesini hedefleyen COP31 Antalya Sivil Platformu’nun kapsamlı raporu kamuoyuyla paylaşıldı.

16 Eki 2026 - 13:38 YAYINLANMA
16 Eki 2026 - 20:07 GÜNCELLEME
ANTALYA’NIN 2050 ROTASI ÇİZİLDİ

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) öncülüğünde hazırlanan çalışma; su güvenliği, tarım, turizm, enerji verimliliği, kentsel planlama ve yeşil finansman gibi başlıklarda kentin 2050 vizyonuna yönelik bir yol haritası ortaya koydu.

ANTALYA’NIN GELECEĞİ İÇİN ORTAK AKIL BULUŞTU

ANSİAD öncülüğünde; sivil toplum kuruluşları, meslek odaları ve akademisyenlerin katkısıyla oluşturulan COP31 Antalya Sivil Platformu’nun üçüncü ve son toplantısı ile rapor lansmanı gerçekleştirildi. Şubat ayından bu yana sürdürülen çalışmaların sonucunda hazırlanan raporlar, Antalya’nın iklim değişikliğinin etkilerine karşı hazırlıklı olması ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerini güçlendirmesi açısından önemli başlıkları bir araya getirdi.

İklim dirençliliğinden su güvenliğine, tarım ve turizm arasındaki ilişkiden yeşil dönüşüme kadar uzanan çalışma, kentin uzun vadeli gelişimi için stratejik öneriler içeriyor. Platformun temel hedefi, Antalya’nın doğal varlıklarını korurken ekonomik faaliyetlerini de iklim değişikliğinin getirdiği yeni koşullara uyumlu hâle getirmek.

Toplantıda, COP31 sürecinin yalnızca uluslararası bir organizasyona ev sahipliği yapmakla sınırlı kalmaması, Antalya’da kalıcı çevresel ve ekonomik dönüşümün önünü açması gerektiği vurgulandı.

ERCAN ÖZBEK: COP31’Ü ANTALYA İÇİN KALICI BİR DÖNÜŞÜM FIRSATI OLARAK GÖRÜYORUZ

Toplantının açılış konuşmasını yapan ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek, COP31 Antalya Sivil Platformu’nun kentte ortak aklı ve iş birliği kültürünü güçlendirmek amacıyla hayata geçirildiğini belirtti.

Özbek, COP31 sürecinin Antalya’nın çevre, iklim, sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüm alanlarındaki kapasitesini geliştirmek için önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti. Kamu kurumları, iş dünyası, sivil toplum ve akademinin bilgi birikimini ortak bir hedef etrafında buluşturduklarını belirten Özbek, hazırlanan çalışmaların somut sonuçlara dönüşmesinin önemine dikkat çekti.

Raporun yalnızca yayımlanmış bir belge olarak kalmaması gerektiğini vurgulayan Özbek, ANSİAD’ın ilgili kurumlarla iş birliği içinde önerilerin takipçisi olacağını ve Antalya’nın geleceğine katkı sunacak uygulanabilir projelerin geliştirilmesini hedeflediklerini kaydetti.

ÜÇ RAPORLA ULUSLARARASI FİNANSMANA ERİŞİM HEDEFİ

Programın moderatörlüğünü üstlenen ANSİAD İklim Değişikliği ve Çevre Çalışma Masası Başkanı Cem Arüv, raporların hazırlanma süreci ve teknik içeriği hakkında bilgi verdi.

Şubat ayından bu yana farklı uzmanlık alanlarından paydaşların katkı sunduğunu belirten Arüv, çalışmaların Antalya’nın iklim dirençli kalkınma hedeflerine katkı sağlayacak üç temel rapor ortaya çıkardığını açıkladı.

Arüv, raporların Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) formatı esas alınarak hazırlandığını belirterek, bu yaklaşımın Antalya’daki işletmeler ve yerel aktörler için yeşil finansman ve iklim fonlarına başvuru süreçlerinde bir altyapı oluşturmasını amaçladıklarını söyledi.

Raporların dijital ortamda ve QR kodlar aracılığıyla erişime açıldığını aktaran Arüv, belgelerin COP31 dönemine kadar İngilizceye çevrilmesinin ve uluslararası platformlarda da paylaşılmasının planlandığını ifade etti. Ayrıca Antalya Valiliği iş birliğiyle kurulması öngörülen stantlarda raporların tanıtılmasının hedeflendiğini belirtti.

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ ANTALYA’DA KENTSEL PLANLAMAYI DA DEĞİŞTİRİYOR

Akdeniz Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi ve Çevre Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Güray Doğan, birinci ve dördüncü çalışma gruplarının faaliyetlerini aktararak iklim riskleri, kentleşme, tarım ve turizm arasındaki ilişkiye dikkat çekti.

Doğan, Antalya’da görülen aşırı yağışların ve iklimsel dalgalanmaların kentsel planlamada dikkate alınması gerektiğini belirtti. Yağmur suyu kanalları, altyapı sistemleri ve imar planlarının değişen iklim koşullarına göre ele alınmasının önemini vurgulayan Doğan, sahil kesimlerinden dağlık bölgelere kadar afetlere karşı daha dirençli bir kent yapısının oluşturulması gerektiğini ifade etti.

Antalya ekonomisinin temel unsurları arasında yer alan tarım ve turizmin birbirinden bağımsız değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Doğan, bu iki sektörün doğal yaşamı ve biyoçeşitliliği koruyan bir anlayışla birlikte ele alınmasını önerdi.

Uzmanlara göre, iklim risklerinin kent planlamasına dâhil edilmesi; taşkınlara karşı önlem alınması, altyapının güçlendirilmesi ve doğal alanların korunması açısından önem taşıyor.

SU GÜVENLİĞİ İÇİN SORUMLULUKLAR NETLEŞTİRİLMELİ

İkinci çalışma grubu adına söz alan Akdeniz Üniversitesi Çevre Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ethem Karadirek, su kaynaklarının korunması ve kuraklık yönetimi konularını değerlendirdi.

Karadirek, hızlı kentleşme, nüfus artışı ve ekonomik faaliyetlerin su kaynakları üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çekti. Su güvenliğinin sürdürülebilir bir kent yaşamı için temel önceliklerden biri olduğunu belirten Karadirek, hazırlanan raporda kısa, orta ve uzun vadeli eylem planlarının ele alındığını aktardı.

Karadirek’e göre, planlanan önlemlerin etkili olabilmesi için hangi kurumun hangi sorumluluğu üstleneceğinin ve uygulamaların hangi takvim içinde tamamlanacağının açık biçimde belirlenmesi gerekiyor.

Su kaynaklarının ve doğal ekosistemlerin korunmasının uzun vadeli kalkınmanın temel koşullarından biri olduğunu vurgulayan Karadirek, su yönetiminin yalnızca bugünün ihtiyaçlarıyla sınırlı tutulmaması gerektiğini ifade etti.

BİNALARDA ENERJİ VERİMLİLİĞİ VE DÜŞÜK KARBONLU DÖNÜŞÜM

Üçüncü çalışma grubunun çalışmalarını paylaşan Akdeniz Üniversitesi Makina Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Atmaca, enerji kullanımı, yeşil dönüşüm ve dijitalleşme konularını ele aldı.

Atmaca, Antalya’da karbon salımında binaların, özellikle de turizm amaçlı yapıların önemli bir paya sahip olduğunu belirtti. Paylaşılan değerlendirmede, kentteki karbon salımının yaklaşık yüzde 48’inin bina sektöründen kaynaklandığı ifade edildi. Bu oran, enerji verimliliği çalışmalarının Antalya’nın iklim hedefleri açısından taşıdığı önemi ortaya koyuyor.

Nüfusun önümüzdeki yıllarda artmasının enerji talebini de yükseltebileceğine dikkat çeken Atmaca, yalnızca enerji tasarrufuna odaklanmanın yeterli olmayacağını belirtti. Dağıtık enerji sistemleri, trijenerasyon uygulamaları, fotovoltaik (PV) sistemler ve atıkların enerjiye dönüştürülmesi gibi seçeneklerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Atmaca, yenilenebilir enerji yatırımlarının yaygınlaşması ve bu sistemlerin önündeki uygulama engellerinin ele alınmasının Antalya’nın düşük karbonlu kalkınma hedeflerini destekleyebileceğini ifade etti.

“ANTALYA MODELİ” İLE 2050’YE UZANAN YOL HARİTASI

Toplantıda tanıtılan “Antalya Modeli”, doğal varlıklarını koruyan, su güvenliğini güçlendiren ve düşük karbonlu ekonomiye geçişi hedefleyen bir Akdeniz kenti vizyonu üzerine kuruldu.

Model; koruyarak büyümek, verimli kullanarak kalkınmak ve birlikte ilerleyerek güçlenmek şeklinde özetlenen üç temel ilkeyi esas alıyor. Doğal sermayenin korunması, iklim dirençli ekonomi, kaynak güvenliği, dirençli kentleşme, yeşil finansman ve katılımcı yönetim ise modelin temel çalışma alanları arasında yer alıyor.

Raporda, dönüşüm sürecinin üç aşamada ilerlemesi öngörülüyor:

  • 2026-2030: Kurumsal altyapının oluşturulması ve hazırlık çalışmalarının güçlendirilmesi.

  • 2030-2040: Planlanan yatırımların ve dönüşüm projelerinin hayata geçirilmesi.

  • 2040-2050: Kalıcı dönüşümün sağlanması ve uzun vadeli hedeflerin yerleşik hâle getirilmesi.

Bu aşamalı yaklaşım, Antalya’nın iklim hedeflerinin yalnızca uzun vadeli temenniler olarak kalmaması; kurumlar, yerel aktörler ve iş dünyası tarafından takip edilebilecek bir plan çerçevesinde ele alınması amacını taşıyor.

AŞIRI YAĞIŞLAR VE TAŞKIN RİSKLERİ GÜNDEME GELDİ

Toplantının soru-cevap ve değerlendirme bölümünde, Demre ve çevresinde yaşanan aşırı yağışlar ile kentsel taşkın riskleri de ele alındı.

Katılımcılar, doğal su yollarının ve geçmişte su birikimi görülen alanların kentleşme sürecinde göz ardı edilmesinin doğurabileceği risklere dikkat çekti. İklim değişikliğinin etkileri karşısında yalnızca olay sonrasında müdahale etmeye dayalı çözümlerin yeterli olmayacağı, altyapı ve üstyapı planlamasının uzun vadeli riskler gözetilerek yeniden değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.

Bu kapsamda, yağmur suyunun kent içinde güvenli biçimde yönetilmesi, doğal drenaj alanlarının korunması ve imar kararlarının iklim riskleriyle birlikte ele alınması öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.

Uzmanların değerlendirmeleri, Antalya’nın gelecekte karşılaşabileceği iklim risklerini azaltmak için kent planlaması, altyapı yatırımları ve doğal alanların korunmasının birlikte yürütülmesi gerektiğine işaret etti.

YEŞİL FİNANSMAN ANTALYA İÇİN YENİ BİR FIRSAT ALANI

Toplantıda COP31 sürecinin uluslararası iklim diplomasisinin yanı sıra yeşil dönüşüm yatırımları açısından da değerlendirilmesi gerektiği belirtildi. Uluslararası iklim finansmanından yararlanabilmek için proje hazırlama kapasitesinin, kurumsal koordinasyonun ve başvuru altyapısının güçlendirilmesinin önemi vurgulandı.

Antalya’da enerji verimliliği, yenilenebilir enerji, su yönetimi, iklim dirençli altyapı ve sürdürülebilir tarım gibi alanlarda geliştirilecek projelerin finansman olanaklarıyla buluşturulması, raporda öne çıkan hedefler arasında bulunuyor.

Toplantıda küresel ölçekte dile getirilen yüksek tutarlı iklim finansmanı hedeflerine de değinildi. Ancak bu kaynakların Antalya’daki projelere aktarılması, ilgili fonların koşullarına, proje niteliğine ve başvuru süreçlerine bağlı olacak.

Raporun uluslararası standartlara uygun biçimde hazırlanması ve İngilizce olarak da paylaşılmasının planlanması, Antalya’daki proje ve girişimlerin uluslararası paydaşlarla buluşturulmasını kolaylaştırmayı amaçlıyor.

RAPORUN HAZIRLANMASINA KATKI SUNAN AKADEMİSYENLERE TEŞEKKÜR

Programın sonunda, raporun hazırlanmasında emeği bulunan Prof. Dr. İbrahim Atmaca, Prof. Dr. Ethem Karadirek ve Doç. Dr. Güray Doğan’a teşekkür amacıyla hediye takdim edildi.

Antalyalı seramik sanatçısı Tufan Dağıstanlı’nın imzasını taşıyan seramik kuşlar, ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek ve ANSİAD İklim Değişikliği ve Çevre Çalışma Masası Başkanı Cem Arüv tarafından akademisyenlere verildi. Program, katılımcıların birlikte çektirdiği hatıra fotoğrafının ardından sona erdi.

ANTALYA’NIN 2050 HEDEFİ: DOĞAYI KORUYAN, İKLİME DİRENÇLİ BİR KENT

COP31 Antalya Sivil Platformu tarafından hazırlanan rapor, Antalya’nın iklim değişikliğine uyum sağlaması için çevre, ekonomi, kentleşme ve enerji politikalarının ortak bir perspektifle ele alınmasını öneriyor.

Çalışmanın etkisi, önümüzdeki dönemde rapordaki önerilerin ilgili kurumlar tarafından değerlendirilmesine, sorumlulukların belirlenmesine ve projelerin uygulamaya geçirilmesine bağlı olacak. Su kaynaklarının korunması, binalarda enerji verimliliğinin artırılması, taşkın risklerinin azaltılması ve yeşil finansman olanaklarının değerlendirilmesi, Antalya’nın sürdürülebilir geleceği açısından öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor.

Platformun ortaya koyduğu 2050 vizyonu, Antalya’nın doğal zenginliklerini korurken ekonomik gelişimini sürdürmesini ve iklim risklerine karşı daha hazırlıklı bir kent hâline gelmesini amaçlıyor.

Kaynak :
Haber Merkezi

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: