BUZULLARDA GERİ DÖNÜŞÜ ZOR TEHLİKE!

Birleşmiş Milletler destekli uluslararası bilimsel rapor, küresel ısınmanın 1,5 dereceyi aşmasının dünyanın buz ve kar varlıklarında kalıcı kayıplara yol açabileceği konusunda uyardı. Grönland ve Antarktika'daki buz örtüleri 1990'lı yıllara kıyasla yaklaşık altı kat daha hızlı erirken, bilim insanları sıcaklıkların yeniden düşürülmesinin bile meydana gelen hasarları tamamen ortadan kaldırmaya yetmeyebileceğini belirtti.

02 Kas 2026 - 09:59 YAYINLANMA
02 Kas 2026 - 13:10 GÜNCELLEME
BUZULLARDA GERİ DÖNÜŞÜ ZOR TEHLİKE!

Dünya iklim sisteminin en hassas parçalarından biri olan kriyosfer, küresel ısınmanın etkisiyle hızla değişiyor. Buzulların küçülmesi, kutup bölgelerindeki buz kayıpları, donmuş toprakların çözülmesi ve deniz seviyesinin yükselmesi, yalnızca kutup coğrafyalarını değil, dünyanın dört bir yanındaki yaşamı tehdit ediyor.

Birleşmiş Milletler destekli yeni rapor, Paris İklim Anlaşması kapsamında belirlenen 1,5 derecelik küresel ısınma sınırının geçici olarak aşılmasının dahi ciddi sonuçlar doğurabileceğini ortaya koydu. Bilim insanları, sıcaklık artışının bu sınırı aşması halinde bazı doğal sistemlerde meydana gelecek değişimlerin yüzlerce, hatta binlerce yıl boyunca geri döndürülemeyebileceğine dikkat çekti.

KÜRESEL ISINMA 1,5 DERECEYİ AŞARSA NE OLACAK?

Sanayi öncesi döneme göre dünya genelinde sıcaklıkların yaklaşık 1,3 derece yükseldiği belirtiliyor. Sera gazı emisyonlarının yeterince azaltılamaması ve doğal yaşam alanlarının korunmasında yaşanan yetersizlikler, küresel sıcaklık artışının önümüzdeki yıllarda 1,5 derece sınırını geçme ihtimalini güçlendiriyor.

Ancak raporun ortaya koyduğu en önemli uyarı, sıcaklıkların daha sonra yeniden 1,5 derece seviyesine indirilmesinin bütün kayıpları telafi etmeyeceği yönünde.

Dünyadaki kar ve buz varlıklarının tamamını kapsayan kriyosfer, iklim sisteminin dengesi açısından hayati önem taşıyor. Buzulların erimesi, deniz seviyesinin yükselmesine neden olurken, milyonlarca insanın içme suyu ve tarımsal sulama kaynaklarını da doğrudan etkiliyor.

Uluslararası Kriyosfer İklim Girişimi ile Birleşmiş Milletler Çevre Programı tarafından bir araya getirilen 80 bilim insanının hazırladığı raporda, sıcaklıkların geçici olarak 1,5 derecenin üzerine çıkmasının bile buzullar ve kutup buz örtüleri üzerinde uzun süreli hasarlar bırakabileceği vurgulandı.

OKYANUS DOLAŞIMI VE DONMUŞ TOPRAKLAR TEHLİKEDE

Raporda, mevcut iklim politikalarının devam etmesi halinde küresel sıcaklıkların yaklaşık 3 dereceye kadar yükselebileceği senaryoların ciddi riskler barındırdığı belirtildi.

Bu senaryoya göre yüzeye yakın permafrost olarak bilinen kalıcı donmuş toprakların neredeyse tamamı çözülebilir. Donmuş toprakların çözülmesiyle birlikte depolanmış sera gazlarının atmosfere karışması, küresel ısınmayı daha da hızlandırabilir.

Bilim insanları ayrıca okyanus dolaşımında ciddi ve ani bozulmalar yaşanabileceğine, kutup denizlerinde asitlenmenin yaygınlaşabileceğine dikkat çekti.

Son araştırmaların deniz buzlarının, önceki bilimsel tahminlere kıyasla daha yavaş toparlandığını göstermesi de endişeleri artırıyor. Bu durum, iklim sistemindeki bazı değişimlerin sıcaklıklar düşse bile eski seviyelerine dönmesinin oldukça uzun zaman alabileceğini ortaya koyuyor.

BUZULLARIN ERİMESİ İNSAN YAŞAMINI DOĞRUDAN ETKİLİYOR

Raporun başyazarı ve Uluslararası Kriyosfer İklim Girişimi'nde görev yapan buzulbilimci James Kirkham, kriyosferin iklim sisteminin en hassas bileşenlerinden biri olduğunu belirterek, buz ve kar kayıplarının sonuçlarının bütün gezegeni etkilediğini ifade etti.

Kirkham, Nepal ile Çin sınırında yaşanan büyük buz ve kaya çığlarından birinin, bölgedeki yaşam ve ekonomi üzerinde ağır sonuçlar doğurduğunu aktardı. Söz konusu olayın binlerce insanın hayatını kaybetmesine neden olduğu ve Nepal'in gayrisafi yurt içi hasılasının yaklaşık yüzde 10'una eşdeğer ekonomik zarara yol açtığı belirtildi.

İsviçre'de de son beş yılda buzul buzunun yaklaşık yüzde 20'sinin kaybedildiği bilgisi raporda yer aldı. Önümüzdeki on yılda dünya genelinde binlerce buzulun her yıl yok olması bekleniyor.

Uzmanlara göre buzulların kaybı yalnızca doğal güzelliklerin ortadan kalkması anlamına gelmiyor. Dağlık bölgelerdeki buzullar, milyonlarca insanın içme suyu, tarımsal üretim ve enerji ihtiyacının karşılanmasında önemli rol oynuyor. Bu kaynakların azalması, özellikle suya bağımlı toplumlarda ciddi ekonomik ve sosyal sorunlara neden olabilir.

KUTUP BUZ ÖRTÜLERİ ALARM VERİYOR

Dünyanın en büyük buz rezervlerini barındıran Grönland ve Antarktika'daki buz örtülerinin erime hızı, iklim değişikliğinin en çarpıcı göstergelerinden biri olarak değerlendiriliyor.

Rapora göre bu iki büyük buz örtüsü, 1990'lı yıllara kıyasla yaklaşık altı kat daha hızlı eriyor. Üstelik küresel sıcaklıkların geçici olarak yükselip daha sonra yeniden 1,5 dereceye düşürüldüğü senaryolarda bile buz kaybının devam etmesi bekleniyor.

Buz örtülerindeki erime, deniz seviyesinin yükselmesini hızlandırarak kıyı kentleri, ada ülkeleri ve deniz seviyesine yakın yerleşimler açısından önemli riskler oluşturuyor.

Bilim insanları, kutup buz örtülerinin uzun vadede korunabilmesi için güvenli sıcaklık sınırının 1,5 dereceden çok daha düşük, yaklaşık 1 derece seviyesine yakın olabileceğini değerlendiriyor.

Raporda ayrıca tarihsel ısınmanın etkilerini taşımaya devam eden buzulların, küresel sıcaklık artışı uzun vadede 0,8 dereceye kadar düşürülse bile yüzlerce yıllık süreçte mevcut hacimlerinin yalnızca yaklaşık yüzde 70'ini koruyabileceği belirtildi.

HİMALAYA BUZULLARI MİLYONLARCA İNSANIN SU KAYNAĞI

Buzul kayıplarının en önemli sonuçlarından biri de su güvenliği üzerinde ortaya çıkıyor. Özellikle Hindu Kush Himalayaları, dünya nüfusunun önemli bir bölümünün su ihtiyacını karşılayan nehir sistemlerinin kaynak bölgeleri arasında bulunuyor.

Rapora göre mevcut politikalarla küresel sıcaklıkların yaklaşık 2,8 dereceye yükselmesi halinde bu bölgedeki buz kütlesinin yalnızca yüzde 41'inin korunabileceği tahmin ediliyor.

Küresel ısınmanın 1,5 dereceyle sınırlandırılması durumunda ise korunabilecek buz kütlesinin yaklaşık yüzde 83'e ulaşabileceği belirtiliyor.

Rocky Dağları, Alpler, İzlanda ve İskandinavya'daki buzullar için de benzer bir tablo ortaya konuldu. Yaklaşık 2,8 derecelik ısınma senaryosunda bu bölgelerdeki buzul kütlesinin yüzde 10'un altına gerileyebileceği, 1,5 derecelik sınırın korunması halinde ise yüzde 20 ila 35'inin varlığını sürdürebileceği hesaplandı.

Bu veriler, küresel sıcaklık artışının sınırlandırılmasının yalnızca iklim dengesi açısından değil, gelecekteki su kaynaklarının korunması bakımından da belirleyici olduğunu gösteriyor.

BİLİM İNSANLARINDAN ACİL EMİSYON AZALTIMI ÇAĞRISI

Birleşmiş Milletler Çevre Programı tarafından geçen ay yayımlanan başka bir raporda da küresel sıcaklık artışının kontrol altında tutulabilmesi için sera gazı emisyonlarında ciddi kesintiler yapılması gerektiği vurgulandı.

Rapora göre, sıcaklık artışının sanayi öncesi dönemin 1,7 derece üzerinde kalmasını engellemek için küresel emisyonların 2030 yılına kadar yüzde 18, 2035 yılına kadar ise yüzde 45 azaltılması gerekiyor.

İklim bilimci ve Climate Analytics Üst Yöneticisi Bill Hare de buz örtülerindeki hızlanan erimeye, deniz buzlarının kaybına, yükselen deniz seviyelerine ve kutup okyanuslarındaki asitlenmeye dikkat çekti.

Hare, bu değişimlerin insan yaşamı açısından geri döndürülmesi son derece güç sonuçlar ortaya çıkardığını belirterek, iklim değişikliğinin etkilerinin artık uyum sağlama kapasitesinin sınırlarını zorladığını ifade etti.

2150'YE KADAR SICAKLIKLARIN DÜŞÜRÜLMESİ HEDEFLENİYOR

Bilim insanları, küresel ısınmanın etkilerini sınırlandırmak için yalnızca mevcut emisyonları azaltmanın yeterli olmayabileceğine de işaret ediyor. Atmosferde birikmiş ve gezegeni ısıtan karbonun belirli ölçüde uzaklaştırılması gerektiği belirtiliyor.

Raporda, uzun vadeli sıcaklık artışının ideal olarak 2150 yılına kadar 1 derecenin altına düşürülmesinin önemi vurgulanıyor.

Özellikle buzulların ve kutup buz örtülerinin korunması için sıcaklıkların 1,5 derece sınırının üzerinde mümkün olan en kısa süre kalması gerektiği ifade ediliyor.

COP31 İKLİM GÜNDEMİNDE KRİYOSFER UYARISI

Dünya liderleri ve diplomatların COP31 kapsamında Türkiye'de bir araya geldiği dönemde yayımlanan rapor, iklim mücadelesinin geleceğine ilişkin önemli uyarılar içeriyor.

Bilim insanlarının ortak mesajı açık: Küresel ısınmanın geçici olarak aşılması, doğanın bu süreci hasarsız atlatacağı anlamına gelmiyor.

Buzulların erimesi, deniz seviyesinin yükselmesi, su kaynaklarının azalması ve donmuş toprakların çözülmesi gibi etkiler, gelecek kuşakların yaşam koşullarını doğrudan belirleyecek.

Uzmanlara göre bugün alınacak kararlar, yalnızca önümüzdeki birkaç yılın değil, yüzlerce yıl sonrasının iklim koşullarını da şekillendirecek. Kriyosferde yaşanan kayıpların büyüklüğü ise iklim değişikliğiyle mücadelenin ertelenemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaştığını gösteriyor.

 

Kaynak :
Haber Merkezi

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: