GÖK MEDRESE DİJİTALDE DE YAŞAYACAK

Sivas’ın simge yapılarından, gök mavisi çinileriyle tanınan Gök Medrese’nin üç boyutlu dijital ikizi oluşturuldu. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nde yürütülen bilimsel çalışma sayesinde, Selçuklu döneminden günümüze ulaşan tarihi eser yüksek hassasiyetle dijital ortama aktarıldı.

10 Eki 2026 - 15:29 YAYINLANMA
10 Eki 2026 - 16:16 GÜNCELLEME
GÖK MEDRESE DİJİTALDE DE YAŞAYACAK

Proje, kültürel mirasın belgelenmesi, korunması ve gelecekte yapılabilecek restorasyon çalışmalarına kaynak oluşturması açısından önem taşıyor.

GELENEKSEL MİMARİYE YENİ NESİL TEKNOLOJİ

Halk arasında “Mavi Medrese” olarak da bilinen Gök Medrese’nin dijital ikizi, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Harita Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Tarık Türk’ün danışmanlığında, yüksek lisans öğrencisi İlayda Emen’in tez çalışması kapsamında hazırlandı.

Projede, düşük maliyetli mobil lazer tarama teknolojisi ile insansız hava aracı (İHA) fotogrametrisi birlikte kullanıldı. Bu iki yöntemden elde edilen verilerin birleştirilmesiyle yapının üç boyutlu modeli oluşturuldu.

Çalışmada, geleneksel belgeleme yöntemlerinde karşılaşılan zaman, maliyet ve erişim sorunlarının azaltılması hedeflendi. Böylece tarihi yapının farklı bölümleri kısa sürede taranarak ayrıntılı biçimde dijital ortama aktarıldı.

1271 YILINDAN BUGÜNE UZANAN MİRAS

Selçuklu Veziri Sahip Ata Fahreddin Ali tarafından 1271 yılında, mimar Konyalı Kaluyan’a yaptırılan Gök Medrese, Anadolu Selçuklu mimarisinin dikkat çeken eserleri arasında bulunuyor. Yapının özellikle gök mavisi çinilerle bezeli mimarisi, ona “Mavi Medrese” adının verilmesinde etkili oldu.

Yüzyıllardır ayakta duran bu tür tarihi yapılar, zamanın etkileri, çevresel koşullar ve doğal afetler nedeniyle zarar görme riski taşıyor. Bu nedenle yapının mevcut durumunun ayrıntılı biçimde belgelenmesi, kültürel mirasın korunması açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Oluşturulan dijital ikiz, eserin mevcut mimari özelliklerinin kayıt altına alınmasını sağlayarak gelecekteki koruma çalışmalarında kullanılabilecek teknik bir veri kaynağı sunuyor.

DIŞ CEPHE İKİ SAATTE, İÇ MEKÂNLAR 25 DAKİKADA TARANDI

Projede kullanılan teknolojilerin sağladığı hız, çalışmanın öne çıkan yönlerinden biri oldu. Gök Medrese’nin dış cephe taramaları yaklaşık iki saatte tamamlandı. Dar nişler ve sütun araları gibi ölçüm yapılması daha güç alanları içeren yarı açık iç mekânların ölçümleri ise tek seferde 25 dakikada gerçekleştirildi.

Bu sonuçlar, farklı ölçüm teknolojilerinin birlikte kullanılmasının tarihi yapıların belgelenmesinde zaman ve maliyet açısından avantaj sağlayabileceğini gösteriyor.

Prof. Dr. Tarık Türk, projeyi benzer çalışmalardan ayıran başlıca özelliklerin konum doğruluğu, düşük maliyet ve hızlı veri toplama olduğunu belirtti. İHA fotogrametrisinden elde edilen verilerin, gerçek zamanlı kinematik (RTK) destekli mobil lazer tarama verileriyle birleştirilmesi sayesinde tarihi yapıların yüksek doğrulukla modellenebildiğini ifade etti.

RESTORASYON ÇALIŞMALARINA TEKNİK DAYANAK

Üç boyutlu dijital ikizler, tarihi eserlerin yalnızca görsel olarak yeniden oluşturulmasını sağlamıyor. Aynı zamanda yapının ölçülerinin, mimari ayrıntılarının ve mevcut durumunun kayıt altına alınmasına da yardımcı oluyor.

Prof. Dr. Türk, tarihi yapıların doğal afetler veya farklı nedenlerle zarar görmesi durumunda, aslına uygun yeniden modelleme ve restorasyon çalışmalarının önemine dikkat çekti. Yapının üç boyutlu modelinin önceden hazırlanmasının, gelecekteki restorasyon süreçlerine temel oluşturabileceğini vurguladı.

Türk, dijital model sayesinde gerekli durumlarda santimetre, hatta bazı noktalarda milimetre düzeyinde doğrulukla çalışılabilecek bir veri altyapısının hedeflendiğini belirtti.

Bu tür kayıtlar, tarihi eserlerde yapılacak müdahalelerin daha bilinçli planlanmasına ve yapının özgün mimari özelliklerinin korunmasına katkı sağlayabilir.

İHA TEKNOLOJİSİ YAPININ ÜST BÖLÜMLERİNİ DE KAYDETTİ

Geleneksel yersel lazer tarama yöntemleri, yapıların erişilmesi zor üst bölümlerinin ölçülmesinde bazı sınırlılıklar oluşturabiliyor. Projede kullanılan hibrit yöntem ise bu eksikliği gidermeyi amaçlıyor.

Mobil lazer tarama ile yapının erişilebilir bölümlerinden veri toplanırken, İHA fotogrametrisi sayesinde üst kısımlar ve çatı bölgesi de modele dâhil edilebiliyor. İki kaynaktan elde edilen verilerin bütünleştirilmesiyle yapının daha kapsamlı bir üç boyutlu temsili oluşturuluyor.

Prof. Dr. Türk, geliştirilen yaklaşımın yalnızca Gök Medrese ile sınırlı kalmayabileceğini, farklı tarihi yapıların belgelenmesi için de kullanılabileceğini belirtti.

DİJİTAL MİRAS SANAL GERÇEKLİKLE BULUŞABİLİR

Projenin sonraki aşamalarında sanal gerçeklik teknolojisinin kullanılması da hedefleniyor. Bu doğrultuda Gök Medrese’nin dijital ortamda dünya genelindeki ziyaretçilere açılması ve tarihi yapının belirli bölümlerinin uzaktan deneyimlenebilmesi planlanıyor.

Bu yaklaşım, özellikle fiziksel olarak korunması gereken hassas alanların tanıtılmasına yeni olanaklar sağlayabilir. Ziyaretçilerin dijital ortamda yapıyı inceleyebilmesi, bazı alanlarda fiziksel yoğunluğun azaltılmasına da katkıda bulunabilir.

Ancak sanal gerçeklik uygulamasının hayata geçirilmesi, projenin sonraki aşamalarında gerçekleştirilmesi hedeflenen çalışmalar arasında yer alıyor.

DİJİTAL YAPI MODELLEMESİ GİDEREK ÖNEM KAZANIYOR

Prof. Dr. Tarık Türk, projenin yapı bilgi modellemesi (BIM) uygulamaları bakımından da önem taşıdığına dikkat çekti. İnşaat sektöründe yapıların dijital modelleri üzerinden bilgi toplanması ve süreçlerin yönetilmesi, giderek daha fazla önem kazanıyor.

Tarihi eserlerde hazırlanan üç boyutlu modeller de mimari belgeleme, bakım, koruma ve restorasyon süreçlerinde kullanılabilecek kapsamlı bir veri altyapısı oluşturabiliyor.

Üniversite ekibi, Gök Medrese örneğinde elde edilen deneyimin ardından Sivas’taki diğer tarihi eserlerin de üç boyutlu modellerini oluşturmayı hedefliyor. Prof. Dr. Türk, tez çalışmasını başarıyla yürüten İlayda Emen’i kutlarken projeye katkılarından dolayı Vakıflar Sivas Bölge Müdürlüğü yetkililerine de teşekkür etti.

Gök Medrese’nin dijital ikizi, Selçuklu mirasının geleceğe aktarılmasında teknolojinin nasıl bir rol üstlenebileceğini gösteren bilimsel çalışmalardan biri olarak öne çıkıyor. Projenin sağlayacağı dijital kayıtların, tarihi yapının korunmasına ve gelecek kuşaklara aktarılmasına katkı sunması bekleniyor.

Kaynak :
Haber Merkezi

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: