ÖZKAN’DAN ANTALYA’YA UYARI

Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, iklim krizinin Antalya üzerindeki etkilerine dikkat çekerek su kaynaklarının korunması çağrısında bulundu.

17 Eki 2026 - 12:33 YAYINLANMA
17 Eki 2026 - 23:44 GÜNCELLEME
2935 GÖSTERİM
ÖZKAN’DAN ANTALYA’YA UYARI

Avlan Gölü ve Doyran Göleti’nde yaşanan kuraklık dönemleri ile Kırkgöz gibi stratejik su kaynaklarının önemini hatırlatan Özkan, “Bu coğrafyaya sahip çıkmak yalnızca çevresel bir sorumluluk değil, aynı zamanda bir medeniyet borcudur” mesajını verdi. COP31 sürecine yaklaşılırken Antalya’nın su güvenliği, kuraklık ve iklim değişikliğine karşı hazırlık konusu yeniden gündeme geldi.

AKDENİZ HAVZASI İKLİM KRİZİNİN ETKİSİNDE

İklim değişikliğinin etkilerinin Akdeniz Havzası’nda giderek daha fazla hissedildiğini belirten Prof. Dr. Özlenen Özkan, Türkiye’nin ve özellikle Antalya’nın bu tablodan doğrudan etkilendiğini ifade etti.
Özkan, uluslararası bilimsel değerlendirmelerin Akdeniz Havzası’nın iklim değişikliğine karşı yüksek risk taşıyan bölgeler arasında bulunduğunu ortaya koyduğunu belirterek sıcaklık artışı, su kıtlığı, kuraklık ve orman yangınlarının bölge açısından önemli tehditler oluşturduğunu vurguladı.

İklim krizinin etkileri yalnızca sıcaklık artışıyla sınırlı kalmıyor. Tarımsal üretimden doğal ekosistemlere, su kaynaklarından kent yaşamına kadar geniş bir alanı etkileyen değişimler, Antalya gibi nüfusu ve turizm hareketliliği yüksek şehirlerde su yönetimini daha da önemli hâle getiriyor.

ANTALYA’NIN DOĞAL MİRASI GELECEĞE TAŞINMALI

Antalya’nın binlerce yıllık Akdeniz medeniyetinin önemli merkezlerinden biri olduğunu hatırlatan Özkan, doğal kaynakların korunmasının tarihî ve kültürel mirasa sahip çıkmanın da bir parçası olduğunu dile getirdi.
Akdeniz’in yüzyıllar boyunca insanların yerleştiği, üretim yaptığı, ticaret geliştirdiği ve farklı medeniyetlerin iz bıraktığı bir coğrafya olduğunu belirten Özkan, Antalya’nın bu büyük miras içindeki özel konumuna dikkat çekti.

Özkan, “Bu coğrafyaya sahip çıkmak yalnızca çevresel bir sorumluluk değildir. Aynı zamanda bir medeniyet borcudur” sözleriyle doğal kaynakların korunmasının önemini vurguladı.
Bu yaklaşım, çevre politikalarının yalnızca bugünün ihtiyaçlarına göre değil, gelecek kuşakların yaşam hakkı gözetilerek şekillendirilmesi gerektiğine işaret ediyor.

CUMHURİYETİN İLK YILLARINDA DA SU STRATEJİK ÖNEM TAŞIYORDU

Su yönetiminin Türkiye açısından yeni bir mesele olmadığını belirten Özkan, Cumhuriyet’in ilk yıllarında da suyun tarım, üretim ve kalkınma bakımından stratejik bir kaynak olarak değerlendirildiğini hatırlattı.

1929 yılında Sular Umum Müdürlüğünün kurulmasını bu yaklaşımın tarihsel örneklerinden biri olarak gösteren Özkan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün su işlerine verdiği öneme dikkat çekti.

Özkan, geçmiş kuşakların bu toprakları korumak için büyük fedakârlıklar yaptığını belirterek bugünün sorumluluğunun da doğal kaynakları koruyarak geleceğe aktarmak olduğunu ifade etti.

“Bizden önceki kuşakların görevi bu toprakları vatan yapmak ve korumaktı. Bizim ise belki de en önemli görevimiz bu vatanı toprağıyla, suyuyla, ormanıyla, havasıyla gelecek nesillerin de hakkını gözeterek gelecek nesillere ulaştırmaktır” diyen Özkan, mevcut çevresel sorunlar karşısında daha etkili adımlar atılması gerektiğini vurguladı.

AVLAN GÖLÜ VE DOYRAN GÖLETİNDEN ÖNEMLİ MESAJ

Antalya’daki su kaynaklarının durumuna dikkat çeken Özkan, geçmişte yaşanan kuraklık dönemlerinin geleceğe yönelik önemli uyarılar taşıdığını belirtti.
Elmalı’daki Avlan Gölü’nün bir yaz mevsiminde kuruduğunu, daha sonra yağışlarla yeniden su tuttuğunu hatırlatan Özkan, Doyran Göleti’nde de su seviyesinin ciddi biçimde düştüğü ve zeminin çatladığı dönemler yaşandığını ifade etti.

Bu örneklerin, su kaynaklarının durumunun yalnızca belirli bir dönemdeki yağış miktarıyla değerlendirilmemesi gerektiğini gösterdiğini belirten Özkan, kuraklık dönemlerinde yaşanan kayıpların su yönetimi konusunda uzun vadeli planlamanın önemini ortaya koyduğunu dile getirdi.
Yağışlarla su seviyelerinin yeniden yükselmesi, su güvenliği açısından risklerin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Su kaynaklarının düzenli izlenmesi, kurak dönemlere hazırlık yapılması ve mevcut kaynakların korunması, sürdürülebilir su yönetiminin temel unsurları arasında bulunuyor.

KIRKGÖZ, ANTALYA’NIN SU GÜVENLİĞİ İÇİN KRİTİK ÖNEMDE

Özkan’ın açıklamalarında öne çıkan bir diğer başlık ise Antalya’nın önemli su kaynaklarından Kırkgöz oldu.
Kırkgöz gibi kaynakların içme suyu güvenliği açısından taşıdığı öneme dikkat çeken Özkan, bu alanların çok daha hassas biçimde korunması gerektiğini belirtti.
Su güvenliğinin yalnızca kaynaklarda yeterli miktarda su bulunmasıyla ölçülemeyeceğini ifade eden Özkan, suyun ne zaman ve ne miktarda geldiği, hangi kalitede olduğu, ne kadarının kaybedildiği ve kaynakların ne ölçüde güvenli biçimde korunabildiğinin de değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

“Mesele yalnızca ‘Suyumuz var mı, yok mu?’ meselesi değil” diyen Özkan, suyun miktarı kadar kalitesinin ve yönetiminin de önem taşıdığını vurguladı.
Bu değerlendirme, Antalya’da su kaynaklarının korunmasının yanı sıra kayıp ve kaçakların azaltılması, su kalitesinin izlenmesi ve kuraklık riskine karşı hazırlık yapılmasının da önemini ortaya koyuyor.

COP31 ÖNCESİ ANTALYA’DA SU VE İKLİM GÜNDEMİ

COP31 sürecine yaklaşılırken iklim değişikliğiyle mücadele, su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi ve doğal alanların korunması Antalya açısından önemini artırıyor.
Turizm, tarım ve kent yaşamının aynı su kaynaklarına ihtiyaç duyduğu kentte, iklim koşullarındaki değişimlerin uzun vadeli planlamalarla birlikte ele alınması gerekiyor. Özellikle kurak dönemlerde su talebinin karşılanması, kaynakların korunması ve gelecek yılların ihtiyaçlarının öngörülmesi, kent yönetiminin öncelikli başlıkları arasında yer alıyor.

Prof. Dr. Özlenen Özkan’ın açıklaması da bu çerçevede, Antalya’nın doğal zenginliklerini korumanın yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların da yaşam hakkıyla ilgili olduğunu hatırlatıyor.

Avlan Gölü’nden Doyran Göleti’ne, Kırkgöz’den kentin diğer su kaynaklarına kadar uzanan bu tablo, Antalya’nın su güvenliği konusunda uzun vadeli ve sürdürülebilir politikalara duyduğu ihtiyacı bir kez daha gündeme taşıyor.

Kaynak :
Haber Merkezi

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: