🌻 YAĞMURLU BİR GÜNDE ÇIK KARŞIMA..
Yağmurlu bir günde rastlayayım sana,
çık karşıma.
Durağa koşarken saçlarım ıslanmış
sırıl sıklam..
Sen şemsiyeni uzat bana gülümseyerek.
Ben
“zahmet etmeyin zaten ıslandım” diyeyim..
Sen üzerimden süzülen yağmur damlalarını
topla bakışlarınla...
Sonra;
Sen
“Merhaba üşümüyor musunuz değil mi” de
biraz kaygılı...
Ben ilgine teşekkür edeyim, biraz sıkılmış
“Bu da neyin nesi yaa,
pardon size ne benim ıslanmamdan alla alla”
diye geçireyim içimden
biraz kızgın...
Nasılda güzel bakıyor,
şefkatle gülümseyerek.
Yok kızım bu zamanda böyle adamlar kaldı mı ki..
Önüne dön..
Ben sabırsızca etrafıma
bakınayım.
Beklediğim otobüs geciksin
Hey Allahım çok üşüdüm
of yaa resmen titriyorum.
Sen ucu ucuna yaklaş yanıma
“Buranın havasına da hiç alışamadım.
İnsanı şaşırtıyor gerçekten,
sabah ne güzeldi dimi”
Ben biraz umursamaz
“Hıı öyledir,
ama her hali güzeldir”
deyip susturayım,
laf söyletmem ki seviyorum ben yağmurunu güneşini bu şehri diye bakayım..
Sustu.... mu?
Susmasın..
Sen çantanı aç sokularak
yeni aldığın kitapları göster bana,
okumayı çok sevdiğini söyle..
Ben gözlerimi açarak “Yaa sevindim, şiir de sever misiniz?”
Sen “bayılırım” de...
Güzel kokuyor...
Şiirlerden bir şeyler anlat bana,
Ümit Yaşar’dan
Cemal Süreya’dan
ve biraz mırıldandığın
Özdemir Asaf’tan
“Sana gitme
demeyeceğim”
İşte aldın beni benden,
içim ılık ılık..
Sonra dereden tepeden,
günden, gündemden,
hatta fıkralar anlat,
beni güldür..
Ben ara sıra
“Hay Allah nerde kaldı bu otobüs merak edecekler” diyeyim çantamı alt üst ederek her zamanki gibi, telefon cebimdeyken.
Sen “Oluyor bazen böyle, üzülmeyin” de..
“Sizi bu saatlerde durakta görüyorum hep.”
Ben mahcup..
Kesin yanaklarım kızardı yine.
Ayağımın altından kaysın dünya...
Neler oluyor bana kalbimdeki bu gümbürtü de neyin nesi..
Ellerim mi titriyor..?
Soğuktan canım
çok roman okuyorsun, olmaz böyle şey...
Sesi de ne tatlı,
insanın ruhunu okşuyor alıp götürüyor bir dağ esintisi gibi, yeşilin mavinin büyülü renklerine..
“Yaa kızım aklın nerde, dön geri, adamın fıkrası bitti burda gülmen lazım”
diyeyim kendim kendime...
Sonra bakayım gözlerine, gözleri anlamlı bakıyor,
sanki sarıp sarmalıyor sıcacık,
valla,
hele gülümseyişi..
Mideme ağrılar girsin,
içimde kelebekler uçuşsun...
Durakta kimse kalmasın.
Ben “Geç kalıcam” diye telaş yapayım,
yüzüm alı al moru mor..
Sen elinde şemsiyenle
gitme biraz daha kal diyen gözlerinle bak bana,
mahsun mahsun.
Nedeni belirsiz, adını koyamadığım doyumsuz mutluluğumla
içim pır pır,
saatler geçsin
yağmur dinmesin.
Beklediğim otobüs hiç gelmesin.
Ayrılırken çaldığı kalbimi geri vermesin,
yanında götürsün...