KONYAALTI’NDA TARİHİ MİRAS KORUMA ALTINDA

Antalya’nın Konyaaltı ilçesinde kalker ocağı ruhsat sahasının yakınında bulunan Geç Roma dönemine ait zeytinyağı işliği ve duvar kalıntıları, alınan kararla tescil edilerek koruma altına alındı. Yeni keşfedilen mağaranın da bulunduğu bölgede, doğal oluşumların ve arkeolojik değerlerin korunmasına yönelik süreç yeniden gündeme geldi.

13 Eki 2026 - 11:35 YAYINLANMA
13 Eki 2026 - 20:40 GÜNCELLEME
KONYAALTI’NDA TARİHİ MİRAS KORUMA ALTINDA

Konyaaltı’nın Hisarçandır Mahallesi’nde, kalker ocağı faaliyetleri nedeniyle doğal ve kültürel mirasın korunmasına ilişkin tartışmalar sürerken önemli bir gelişme yaşandı. Açık ocak işletmeciliği ve delme-patlatma yönteminin öngörüldüğü ruhsat sahasının sınırında bulunan mağaranın yakınındaki tarihî kalıntılar, yapılan incelemelerin ardından resmî koruma kapsamına alındı.

Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, bölgede bulunan zeytinyağı işliği ve duvar kalıntılarını Geç Roma dönemine tarihlendirerek birinci grup taşınmaz kültür varlığı olarak tescil etti. Kararla birlikte tarihî kalıntıların koruma alanı da koordinatlarıyla belirlendi.

KORUMA İÇİN İKİ AYRI KURUMA BAŞVURU YAPILDI

Bölgede bulunan mağaranın ve çevresindeki tarihî kalıntıların korunması amacıyla eski Antalya Valiliği Kültür Varlıkları Birim Sorumlusu ve restorasyon uzmanı Cemil Karabayram tarafından ilgili kurumlara başvuruda bulunuldu.

Karabayram, Hisarçandır Mahallesi’nde orman mülkiyetindeki 21922 ada 1 parselde yer alan mağaranın korunması için 23 Haziran tarihinde Antalya Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’ne dilekçe verdi. Yakındaki arkeolojik kalıntıların korunması için de Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’na ayrı bir başvuru yapıldı.

Böylece bölgedeki doğal oluşumlar ile arkeolojik kalıntılar, ilgili kurumların görev alanları kapsamında ayrı ayrı değerlendirmeye alındı.

Antalya Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün 27 Temmuz tarihli yazısında, mağaranın korunmasına ilişkin talebin Antalya 1 Numaralı Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu’nda ele alındığı belirtildi.

MAĞARANIN ÇEVRESİNDEKİ ARKEOLOJİK RİSKLERE DİKKAT ÇEKİLDİ

Antalya 1 Numaralı Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu, mağaraya ilişkin ön inceleme raporu ile 9 Temmuz tarihli inceleme raporunu değerlendirdi.

Komisyonun 23 Temmuz tarihli ve 1493 sayılı kararında, mağaranın bulunduğu alanın ve yakın çevresinin çok sayıda tescilli arkeolojik sit alanına ev sahipliği yaptığına dikkat çekildi.

Bölgenin antik dönemlerden günümüze kadar yoğun kültürel kullanıma sahne olduğu belirtilirken, mağaranın içinde veya çevresinde henüz tespit edilmemiş taşınır ya da taşınmaz kültür varlıklarının bulunabileceği değerlendirildi.

Bu nedenle kültürel mirasın korunmasına yönelik sürecin sağlıklı yürütülebilmesi için öncelikle Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’nün görüşünün alınmasına oy birliğiyle karar verildi.

GEÇ ROMA DÖNEMİNE AİT ZEYTİNYAĞI İŞLİĞİ TESCİLLENDİ

Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 25 Eylül tarihli ve 22794 sayılı kararıyla, Hisarçandır Mahallesi’ndeki 21922 ada 1 parselde bulunan zeytinyağı işliği ve duvar kalıntıları tescil edildi.

Geç Roma dönemine tarihlendirilen kalıntılar, birinci grup taşınmaz kültür varlığı olarak koruma envanterine kaydedildi. Hazine mülkiyetindeki ormanlık alanda yer alan tarihî yapı kalıntılarının koruma alanı da harita üzerinde koordinatlarıyla belirlendi.

Bu kararla birlikte, kalker ocağı faaliyetlerinin yakın çevredeki kültürel miras üzerindeki olası etkileri bakımından önem taşıyan tarihî kalıntılar için resmî koruma sınırları oluşturuldu.

Tescil kararı, bölgedeki arkeolojik değerlerin korunmasına yönelik somut bir adım olarak öne çıktı.

KAYAYA OYULMUŞ ZEYTİNYAĞI ÜRETİM ALANI BULUNDU

Hazırlanan kültür varlığı envanter fişinde, ormanlık alan içerisinde ana kayaya oyulmuş, yuvarlak biçimli havuzu bulunan bir zeytinyağı işliğinin tespit edildiği belirtildi.

İncelemelerde, zeytinlerin ezildiği bölümün tahribata uğradığı ve ana kaya üzerinde farklı biçimlerde oyukların bulunduğu kaydedildi. İşlikle bağlantılı olduğu değerlendirilen, kayaya oyulmuş ahşap hatıl yuvası da dikkat çeken ayrıntılar arasında yer aldı.

Ayrıca işliğin çevresinde kuru örgü tekniğiyle yapılmış duvar kalıntılarına rastlandı. Duvarların günümüze temel seviyesinde ulaştığı, zeytinyağı işliğinin de kısmen tahrip olduğu tespit edildi.

Ana kayaya doğrudan oyularak oluşturulan üretim alanı ve çevresindeki duvar kalıntıları, bölgenin geçmişteki üretim ve yerleşim faaliyetlerine ilişkin arkeolojik izler taşıyor.

KORUMA SINIRLARI TAPU KAYITLARINA İŞLENECEK

Kurul Müdürlüğü tarafından 29 Eylül tarihinde ilgili kurumlara gönderilen yazıyla tescil kararı bildirildi. Koruma alanında tamamen veya kısmen kalan taşınmazların kadastral bilgilerinin ve alan içerisinde kalan bölümlerinin büyüklüklerinin ilgili birimlere iletilmesi istendi.

İşlemlerin ardından tapu kütüğünün beyanlar hanesine birinci grup koruma alanı şerhi konulması ve kararın ilgili maliklere tebliğ edilmesi gerektiği belirtildi.

Koruma sınırlarının belirlenmesi ve tapu kayıtlarına gerekli şerhlerin işlenmesi, tarihî kalıntıların bulunduğu alanın resmî koruma statüsünün uygulanması açısından önem taşıyor.

YENİ MAĞARADA DAMLATAŞLAR VE GALERİLER TESPİT EDİLDİ

Bölgedeki doğal oluşumlar da mağaracılar ve çevre gönüllülerinin incelemeleriyle gündeme geldi. Türkiye Mağaracılık Federasyonu’ndan mağaracılar ile yerel çevre gönüllülerinin gerçekleştirdiği ilk inişte, mağaranın yaklaşık 14 metrelik dikey bir inişle başladığı görüldü.

Mağara içerisinde damlataş oluşumları, sarkıtlar, farklı odacıklar ve devam eden galeriler bulunduğu aktarıldı. Bu özellikler, alanın yalnızca arkeolojik açıdan değil, doğal oluşumları bakımından da incelenmesinin önemini ortaya koydu.

Geyikbayırı Yaşam Platformu ise mağaranın kalker ocağı ruhsat sahasının hemen sınırında bulunmasına dikkat çekerek mağaranın, çevresindeki orman dokusunun, antik çiftlik kalıntılarının ve tarihî yolların birlikte değerlendirilmesini istedi.

Bölgedeki doğal ve kültürel varlıkların faaliyetlerden zarar görebileceğine ilişkin kaygılar, koruma sürecinin kapsamlı biçimde ele alınması yönündeki çağrıları da beraberinde getirdi.

DOĞAL VE KÜLTÜREL MİRASIN BİRLİKTE KORUNMASI GÜNDEMDE

Hisarçandır’daki gelişmeler, Antalya’nın doğal alanları ile arkeolojik mirasının korunması konusunu yeniden gündeme taşıdı. Geç Roma dönemine ait zeytinyağı işliği ve duvar kalıntılarının tescil edilmesiyle tarihî değerler için resmî koruma süreci başlatılırken, mağaraya ilişkin değerlendirmelerde de çevredeki arkeolojik varlıkların dikkate alınması kararlaştırıldı.

Bölgede ön plana çıkan konu, doğal oluşumlar, orman dokusu ve tarihî kalıntıların birbirinden bağımsız değil, birlikte değerlendirilmesi gerekliliği. Kalker ocağına ilişkin faaliyetlerin bu değerlerle ilişkisi bakımından yapılacak değerlendirmelerin, ilgili kurumların kararları ve koruma mevzuatı çerçevesinde yürütülmesi önem taşıyor.

Tarihî işliğin tescil edilmesi, bölgenin geçmişine ışık tutan kalıntıların korunması açısından önemli bir gelişme olarak kayda geçti. Mağaranın ve çevresindeki doğal-kültürel değerlerin korunmasına ilişkin süreç ise bölgenin bütüncül biçimde ele alınması gerekliliğini gündemde tutuyor. 

Kaynak :
Haber Merkezi

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: