SUSMASI GEREKENLER KONUŞUYORSA!..

11 Nis 2026 - 16:41 YAYINLANMA
1354 GÖSTERİM
Dün, uzun zamandır görüşemediğim  Saygıdeğer,  Değerli Devlet Adamı bir büyüğüm ile görüştüm. Çay, Kahve ve sohbet muhteşemdi.
    Devleti, devlet gibi bilen, etkili ve yetkili olduğu zamanlarda da Devleti, Devlet gibi yöneten ve süreçlere katkı veren birisiydi kendileri. Halen de, İlinin Vakf Başkanı olarak Ülkesi ve Milleti için bir şeyler yapmaya çalşıyor, çabalıyor.
    O, bildiklerini; ben bildiklerimi, gördüklerimi ve düşündüklerimi paylaştım kendisi ile. Baya da enteresan bir noktaya geldik.
    Ne konuştuklarımızın ötesinde, ortaya çıkan sonuç daha önemliydi.
    Anladım ki, yeni bir süreç içine girilmiş. 
   Yine anladım ki, herkes her şeyin farkında; ben cırtlak sesim ile buralarda BAŞKA TÜRKİYE YOK diye tek başıma bağırdığımı sanırken, meğer o ortak noktada olan ne de çok kişi varmış.
   Alis'in ormanda kaybolduğunda, gittiği yol çatallaştığında tavşana: "Hangi yoldan gideyim" sorusuna, tavşanın da: "Nereye gideceksin" dediğinde, Alis "Bimiyorum" der.
    Tavşan da "Nereye gideceğini billmiyor isen, hangi yoldan gideceğinin bir önemi yok" öyküsünü anlattığımda, bildiği halde nezaketi gereği diledi.
   "Evet haklısın, artık bu noktada nereye ve nasıl gidileceği önemli" dedi.
   31 Mart seçimleri bitti. Söyleyenlerin çoğu bile MART'IN SONUNUN BAHAR olduğuna pek inanmıyordu ama yazılarımda değindiğim gibi, İktidarın etkili ve yetkilileri GÜÇ ZEHİRLENMESİNE YAKALANMALARI SEBEBİYLE, çarşı ve pazardaki isyanları pek ciddiye almıyorlardı.
    Muhalefet ise, ne yaptığını pek de anlamdığı bir çırpınış içinde seçim sürecini yürütüyordu. .
   Ve 1 Nisan günü, geçekten şaka gibi gibi bir sonuç çıktı. Bu kez de, şaka mı gerçek mi hiç kimse bir şey anlayamadı.
   Hala da anlamamaya devam ediliyor.
   Muhalefet ilk olarak, İstanbul'un etkisi ile SEÇİM SÜRECİNİN inceliklerinin farkına vardı. Bu güne kadar ne Anadolu Ajanası'nın(AA), ne de Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) ne yaptığının farkında olmadığını anlamayan -bilmeyen muhalefetin şafağı attı;
   Başta İstanbul olmak üzere, seçim sandıklarının  farkına vardı. 
   Açıkcası İktidar da, nasıl olsa bir oldu- bitti ile "ATI ALAN ÜSKÜSDARI GEÇTİ" deyip geçemedi bu kez.
    Adaylar da, otel odalarında viski muhabbetleri gibi konulara meze edilmedi.
    PEKİ GELİNEN NOKTA?
   Açıkcası iktidar ve yönetim bir savaş alanıdır. Ordusu, komutanları ve askerleri vardır ama bunu bilmezseniz, bir yıl askerlik yapıp, Türk Silahlı Kuvvetlerini (TSK), Orduyu, yediğiniz karavana kazanını,  askeri kışla sanırsınız, talim, karavana ve asker muhabbetlerinin olmazsa olmazı olarak. 
   Oysa, oralarda ne işler, ne stratejiler ne kurmay ve askeler vardır.
   Muhalefet, özellikle CHP kandının Devlet Yönetimi ile pek muhabbeti iyi değidir. Devleti ancak işi olduğu kadarı ile bilir maalesef. O işleyişi bilinmediği için İktidar bu kadar rahat at oynattı, bu güne kadar. Belki de hala?.
   Seçim süreci ve sonrasında, oldukça fazla endişelerim vardı, muhalefetin süreçi nasıl yöneteceği konusunda.  Yetkili büyüğüm ile konuşunca anladım ki, artık farkında olanlar ve farkındalık yaratılan konular fazlalaşmış. sevindim.
   Ama büyüğüme yönetim süreçlerini ve bu süreçlerde yaşanabilecekleri anlatınca, bu kez de değerli Büyüğüm endişelendi. üzüldü.
   Kim ne derse desin, elbetteki ortada Muhalefet lehine bir başarı vardır. Onlar, iktidarın yıpranmışlığını ve artık bir çok şeyin halkın canına "tek ettiğini" pek görmezlikten gelip, başarının kendilerinin eserleri olduğunu anlatsalar da. 
   Eyvallah, Atamın dediği gibi: "Hiç bir mazeret, başarının yerini turmaz".
   İktidar, yönettiği illleri kaybetmemek için dirense de artık ok yayadan çımıştır. Rol, muhalefete geçmiştir.
  Muhalefetinde, DEVLETİ, DEVLET YÖNETİMİNİ sadece yüzeysel olarak bilenler ile götüremeyeceğini bilse iyi olur.  Bunun en güzel örneği 1989 seçimleridir.
    Sol- sosyaldemokrat iktidar ortaklıklarının yaptıkları görünmez yanlışlıklar, bu gün şikayet edilen AK PARTİ İKTİDARLARINI ortaya çıkarmış ve iktidarlarının devamını sağlamıştır.
    İKTİDAR, ister sağ, ister sol olsun hep bir İKTİDAR SARHOŞLUĞU yaşar nedense.
   ilk defa kafayı çekenler gibi ortalıkda saçma sapan olaylar ve işler yapanlar gibi rezil olunmak istenmiyor ise, aklı başında yönetim organizasyonları oluşturulmalıdır.
    Yoksa öyle, KİFAYESİZ MUHTERİSLER ile bir yere varılamaz.  Şimdiye kadar varılamadığı gibi.
   Seçim süreci sarhoşluğu rüya gibidir tez biter.  Sabah olunca gereçkeler, sizi kapıda karşılar.
   Halkın bin bir sıkıntı çekerek aldığı bir çok yerdeki yerel iktidarlar, KİŞİLERİN HIRS VE ÇIKARLARINA KURBAN EDİLİR İSE, onların gidecek partileri, yerleri vardır da, SİZ NE YAPASINIZ bilmem.
   Ben, 1990'ların sonunda, çalıştığım Bakalık DSP'ye verildiği halde, kısmi kızak pozisyonunda olmama rağmen, seçimlerde CHP'ye oy verdim diye, DSP'li yetkililer ile nedense mesafeli oldum, hoş onlar da çağırmadılar, CHP'li diye. 
   Öyle ya, o kadar ANAP ve DYP'li varken CHP'li de kim olurdu ki!..
   Ne sağcılar, solcu oldu da, dosyasında ne demek ise, "gominist" yazan ben FAŞİST sayıldım; hem de Ak Denizden komşu, aynı Üniversitede okurken Öğrenci seçimlerinde solun adayı olup seçilen bana bir Bakanımın adamlarınca.
--BİLMEM DERDİMİ ANLATABİLDİM Mİ?
 

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: