TEORİ PRATİK İLİŞKİSİ
Okuduğumuz kitaplar, büyüklerimiz bize hep şunu demiştir: teori, pratiksiz; pratik, teorisiz olmaz.
Nedense bu sözü bugüne kadar hiç sorgulamamış, hep doğru kabul etmişimdir.
Teori nedir: Gözlemlenebilir olayları ya da olguları sistematik bir şekilde açıklayan ve güçlü kanıtlarla destekleyen bir düşünce sistemidir.
Pratik nedir: Teorik bilgilerin günlük yaşamda kolaylıkla uygulanabilmesi, işlevsel olmasıdır. Zaman ve enerji tasarrufu sağlayarak sorunlara hızlı ve etkili çözümler üretme yeteneğidir.
Teori, pratik meselesini daha anlaşılır ifade etmek istersek: Düşüncenin, hayata geçirilme durumudur.
Şunu fark ettim: insanların yüzde doksanı teoriyi pratiğe geçiremiyor.
Düşüncede başka, yaşamda başka…
Örneğin kadın hakları konusunda konuşmaya başlandığında mangalda kül bırakılmıyor, eve gidince kadına bir sürü iş buyruluyor; ev işleri kadından sorulurmuş gibi yemek, temizlik, hizmet kadından bekleniyor.
Kadın, erkek eşit deniliyor.
Kadın haklarından bahsediliyor.
Hepsi teoride…
Başka konularda da hep böyle…
Bir sürü büyük laflar, tespitler, ilkeler falan, filan…
Pratikte bunların hiçbirisinin esamesi okunmaz…
Hiç düşünmeden, sorgulamadan çok büyük önem atfettiğim bu özlü söz hikayeymiş.
İçi boşmuş…
Öyle kişiler var ki, hayatında hiç kitap okumamış ama o kadar büyük laflar eder ki aklınız şaşar.
Sanırsınız ki ülkenin en bilgilisi en bilmişi…
Bu iş teori ile de oluyor maazallah…
Teorik bilgi ile dopdolu kişiler, karılarını dövüyorlar, kendilerinden beklenmedik davranışlar sergiliyorlar.
İnsanı hayal kırıklığına uğratıyorlar.
Hani pratiğin gücü teoriydi.
Yok kardeşim, ağız dolusu konuşanlar, iş pratiğe gelince ortalıkta yoklar.
Ülkemizde teori-pratik uyumsuzluğu, içki sofralarının bile konusu olmuştur.
“Hükümet yıkıp kurmak” deyimi boşa değildir.
Teoride ayrı, pratikte ayrı…
Anlaşılan teori ile pratik öyle kolay kolay bir araya getirilemiyor.
Ülke için ölenler, vatan, millet, sakarya diyenler…
“Ülken için ne yaptın?” sorusuna verebilecekleri doğru dürüst cevapları yoktur.
Yerdeki çöpü alıp çöp kutusuna atamayan bir ülke sevgisi gerçeğini, en derin şekilde yaşayan bir kesim var maalesef…
İnanç meselemiz de farklı değil…
İslami bilgimiz çok yüksektir, bilmediğimiz dini konu yoktur ama iş Müslüman gibi yaşama meselesine gelince sınıfta kalırız.
Komşusu açken tok yatan bizden değildir.
Kul hakkı yiyen cenneti göremeyecektir.
İyilik, yardımlaşma, dayanışma, hoşgörü; sevgi, saygı…
Mevlâna, Yunus Emre, Hacı Bektaş…
Ne güzel değil mi?
Komşumuz aç mı tok mu diye hiç düşünmemişizdir.
İnsani değerleri yüksek bir vatandaş olmak, kendimizi insanlığa adamak şöyle dursun, yakınından bile geçmek istememişizdir.
Gemisini kurtaran kaptandır bizim memlekette…
Ne komşusundan bahsediyorsunuz.
Miras kavgaları en büyük ayrışmaları beraberinde getirmez mi?
Kardeş kardeşi düşünmez, düşman kesilir kardeş kardeşe…
Nerede teori pratiksiz, pratik teorisiz olmaz yalanı…
İkisi de birbirinden çok uzak şeyler bizde.
Sözün kendi içinde doğruluğu tabii ki var.
Teori pratiği besler, pratik, teorisiz olmaz.
Uygulayana…
Ama nerede bizde…
Teori bir yerde pratik bir yerde…