DİJİTAL DETOKS DEĞİL, KONTROLLÜ KULLANIM ÖNERİSİ

Akıllı telefonlar ve sosyal medya günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline gelirken, uzmanlar dijital dünyadan tamamen uzaklaşmak yerine kullanım alışkanlıklarının düzenlenmesine dikkat çekiyor.

23 Eki 2026 - 13:53 YAYINLANMA
DİJİTAL DETOKS DEĞİL, KONTROLLÜ KULLANIM ÖNERİSİ

Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Erdoğan, kısa süreli dijital molalar yerine interneti ve sosyal medyayı sağlıklı, dengeli ve kontrollü kullanmanın önemini vurguladı.

Sosyal medyada giderek daha fazla gündeme gelen dijital detoks uygulamaları, kişilerin ekran başında geçirdikleri zamanı sorgulamasına yardımcı oluyor. Ancak belirli bir süre internetten uzak kaldıktan sonra eski alışkanlıklara geri dönmek, kullanım sorunlarını kalıcı olarak çözmek için yeterli olmayabiliyor.

Doç. Dr. Ali Erdoğan’a göre asıl hedef, dijital araçları tamamen hayatın dışına çıkarmak değil, bu araçların günlük yaşam üzerindeki etkisini kontrol edebilmek.

GEÇİCİ MOLALAR YERİNE KALICI ALIŞKANLIKLAR

Dijital araçların iletişimden eğitime, iş hayatından bilgiye erişime kadar pek çok alanda kullanıldığını belirten Erdoğan, önemli olanın kullanım süresini ve alışkanlıklarını yönetebilmek olduğunu ifade etti.

Dijital detoksun kişinin ekran başında ne kadar zaman geçirdiğini fark etmesine katkı sağlayabileceğini belirten Erdoğan, asıl amacın kısa süreli uzaklaşmanın ardından eski kullanım düzenine dönmek olmaması gerektiğini söyledi.

Erdoğan, “Amacımız belli bir süre kullanmayıp sonra tekrar eski kullanım paternine dönmek değil. Amacımız sosyal medyayı, interneti sağlıklı ve yararlı bir şekilde kullanmak.” ifadelerini kullandı.

Bu yaklaşım, dijital araçlardan tamamen vazgeçmek yerine kullanımın günlük sorumluluklar, sosyal ilişkiler ve kişisel ihtiyaçlarla dengelenmesini öne çıkarıyor.

BİLDİRİMLER DİKKATİ DAĞITABİLİYOR

Telefon bildirimleri, sosyal medya akışları ve sürekli yenilenen içerikler, kişinin dikkatini sık sık dijital ortama yöneltebiliyor. Doç. Dr. Erdoğan, bu yoğun maruziyetin dikkat dağınıklığı ve zihinsel yorgunluk gibi sorunlarla ilişkili olabileceğine işaret etti.

Telefonu bir süre kullanmadığında sosyal medyada neler olup bittiğini kontrol etme isteğinin ortaya çıkabileceğini belirten Erdoğan, bağımlılık bulunmayan durumlarda bu huzursuzluğun genellikle geçici olabildiğini kaydetti.

Dijital kullanımın daha dengeli hale getirilmesi için kişinin kendi alışkanlıklarını gözlemlemesi, ekran başında geçireceği zamanı önceden planlaması ve belirlediği sınırlara uyması önem taşıyor. Bu sınırların zaman içinde yeni ve daha sağlıklı alışkanlıkların oluşmasına yardımcı olabileceği belirtiliyor.

GÜNLÜK YAŞAM AKSIYORSA DİKKAT

Dijital kullanımda asıl önemli ölçütlerden biri, internet ve sosyal medyanın kişinin günlük yaşamını ne ölçüde etkilediği. Kullanım süresini kontrol edememek, planlanandan daha uzun süre çevrim içi kalmak ve dijital araçlar nedeniyle günlük sorumlulukları yerine getirememek, üzerinde durulması gereken işaretler arasında yer alıyor.

Doç. Dr. Erdoğan, kişinin iş veya okul görevlerini aksatmasının, rutin spor ve diğer günlük faaliyetlere yeterince zaman ayıramamasının ve yüz yüze iletişim yerine sosyal ağları tercih etmesinin sorunlu kullanım açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Erdoğan, “Kişi planladığından daha uzun süre kullanıyorsa, kullanımı kesmesi gerektiği zamanlarda kesemiyorsa, günlük işleri, okulunu, rutin sporunu aksatıyorsa, yüz yüze etkileşim yerine daha çok sosyal ağlarda etkileşimi tercih ediyorsa, bu durumlarda mutlaka dijital olarak sağlıklı kullanımı gündeme getirmemiz gerekiyor.” değerlendirmesinde bulundu.

SOSYAL MEDYA İÇİN SINIRLAR BELİRLEMEK ÖNEMLİ

Sağlıklı dijital kullanım için günlük alışkanlıklarda yapılabilecek değişiklikler önem taşıyor. Kullanım süresini sınırlandırmak, sosyal medya için belirli saatler ayırmak ve aileyle geçirilen zamanı artırmak bu adımlar arasında bulunuyor.

Telefon bildirimlerini gereksiz yere açık tutmamak, yemek ve sohbet saatlerinde cihazları bir kenara bırakmak, uyku öncesinde ekran kullanımını azaltmak da kişinin kendi ihtiyaçlarına göre değerlendirebileceği yöntemler arasında yer alıyor.

Burada amaç, dijital araçları bütünüyle hayatın dışına çıkarmak değil; onların günlük yaşamı yönetmesine izin vermeden, ihtiyaçlar doğrultusunda kullanabilmek.

Erdoğan, dijital kullanımın bağımlılık boyutuna ulaştığından şüphelenilen durumlarda ise kişilerin bir psikiyatri uzmanına başvurması gerektiğini vurguladı.

ÇOCUKLARIN DİJİTAL ALIŞKANLIKLARI DA GÜNDEMDE

Çocukların ve ergenlerin dijital araçlarla kurduğu ilişkinin de dikkatle ele alınması gerektiğini belirten Erdoğan, 15 yaşını doldurmamış çocukların sosyal medya kullanımını sınırlandırmaya yönelik düzenlemeyi olumlu değerlendirdi.

Gençlerin ve ergenlerin davranışlarını kontrol etmekte zaman zaman zorlanabildiğine işaret eden Erdoğan, yaş sınırlamaları gibi önlemlerin internet ve davranışsal bağımlılıkların önlenmesine katkı sağlayabileceğini ifade etti.

Çocukların dijital dünyayla ilişkisini düzenlemede ailelerin rehberliği de önem taşıyor. Aile içinde ekran kullanımına ilişkin ortak kurallar belirlemek, çocuklarla çevrim dışı etkinliklere zaman ayırmak ve dijital araçların nasıl kullanıldığı üzerine açık iletişim kurmak, sağlıklı alışkanlıkların geliştirilmesine destek olabilir.

UZMANINDAN NET MESAJ: EKRANA DEĞİL, HAYATA BAĞLANALIM

Doç. Dr. Ali Erdoğan’ın değerlendirmeleri, dijital detoksun tek başına kalıcı bir çözüm olarak görülmemesi gerektiğine işaret ediyor. Önemli olan, kişinin internet ve sosyal medya kullanımını kontrol edebilmesi, günlük sorumluluklarını aksatmaması ve gerçek yaşam ilişkilerine yeterli zaman ayırabilmesi.

Dijital dünyadan tamamen kopmak yerine, onu bilinçli ve dengeli kullanmak hem yetişkinler hem de çocuklar açısından önem taşıyor. Erdoğan’ın mesajı ise kısa ve net: “Ekrana değil, hayata bağlanalım.” 

Kaynak :
AA

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: